Evdeyiz.
Hala acım var ama yapacak birşey yok..
Anneler, babalar bizde.Ağabeyim de.
En üst kattaki odaya yerleşiyorum, banyom da ayrı, böylece daha rahat edeceğim,Klima ile daha rahat ediyorum ve sürekli televizyon izliyorum, izlemiyor da bakıyorum sadece.
Bebeğimle konuşuyorum hep.Ultrason resimlerine bakıp seviyorum burnunu, ağzını, ellerini..
Umut.
Adı Umut olacak bebeğimin.
Umuttan başka hiçbir şeyi olamayan bizim, eşimin ve benim umudu olacak bebeğim.
Umut'la büyüyor içimde..
Evde bir tuhaflık var ama.
Herkes en alt kattaki salonda, ara katta kimse yok oysa oturma bölümü orada.Allah Allah, bu kadar insan neden en alttaki odaya sıkışır anlamıyorum, internete takılıyoruz diyor Ağabeyim, annemler de mi??
Kayınvalidem kötü görünüyor, migreni tutmuş, onunla konuşuyoruz biraz, mutfak masasında, benim annem seviyorum diye tarhana çorbası yapıyor.
Çıkıp biraz daha uyuyacağım, ağrı kesici alamıyorum hala ve vücudumun belimden aşağısı düşecek sanki, zor yürüyorum.
10 dakika kadar uyuyorum.
Kalkıp balkona çıkmak istiyorum, ağabeyim geliyor.
Elinde bir kağı ve kalem veriyor.
"ne yapıyorsun yatan manda"diyor gülerek. Haklı, manda gibi devrilip yatıyorum koca karnımla.
Balkona gelip bir tabure alıp oturuyor yanıma, eşim de geliyor ama geri dönüyor hemen.
"azıcık konuşalım "diyor ağabeyim ???
"bak canım.İnsan hücreleri şu kağıda çizdiğim şekildedir.Şöyle şöyle büyürler"diyor üzüm salkımı gibi birşeyler çizerek.
"senin kitle şu şekilde büyümüş......." uzun uzun anlatıyor.
Onu dinlemiyorum artık.Birşeyler anlatmaya çalışıyor bana, alnında terler birikiyor, sigara yakıyor.
"Abi "diyorum."sonuç? "
"kitle kötü huylu "diyor.
"yani "diyorum kesik kesik.
"pataloji sonucu kötü sonuçlu geldi.Batın sıvısında da var bu hücrelerden ama korkma,Tedavi olacaksın ve iyileşeceksin...."Konuşuyor ama duymuyorum.Dudaklarının hareketlerini görüyorum ama duymuyorum onu.
"ama bebeği almak gerekebilir"
"nasıl ?"diyorum."olmaz vermem bebeğimi!"
"eğer bebeği almazlarsa tedavine başlayamazlar ve bu sinsi hastalık sen de biliyorsun ki çok hızlı ilerliyor.Doğumunu beklersen herşey senin için.....geç olabilir"
Yutkunuyor mu bu adam?
Birkaç dakika kadar denize baktığımı hatırlıyorum, bebeğimi vermek?
Hayır.
"tamam "diyorum sakin hatta usulca.
"ne yapmam gerekliyse sen planla ben uyayım, bebeğim kalacak, tıbbi programınızı öyle yapın, vermeyeceğim onu "
Şaşkınlıkla bakıyor yüzüme. Tepkimin daha farklı olmasını bekliyordu sanırım.
"şimdilik bebeğin az daha büyümesini bekleyeceğiz.20 gün kadar sonra görüştüğüm bir onkologla kemoterapi almaya başlayacaksın ama şöyle bir sorun var,tüm araştırmalarıma rağmen başka bir örneğini bulamadık, bir japon kadın örneği var sadece japonya'da, o sebeple çok araştırmam lazım tedaviye kadar, şimdi Kırşehir'e döneceğim ve 20 gün sonra geleceğim "diyor ve yola çıkmak için vedalaşıyor.
Kocam geliyor.Yüzüme bakıyor dikkatli dikkatli, duyduğum zamanki tepkimi anlamaya çalışıyor.
"iyiyim "diyorum gülümseyerek."üzülme"
Mutfağa iniyorum herkes orada, onlar da sessiz, tepkimi ölçmeye çalışıyorlar, onları seviyorum ,çok hem de.
"Üzülmeyin" diyorum , "herkesin başına gelebilecek birşey benim başıma geldi, biz yeneceğiz bebeğimle"
Yakışıklı oğlum sen de üzülme...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder