29 Kasım, 2012

Bu yazı Umut'un seyir defterinin son yazısı olsun istiyorum.
Çünkü bundan sonrası her çocuk gibi, o da her kardeşi, her arkadaşı gibi, büyüyüp gidecek, daha özel, daha ihtimamlı değil, tüm çocuklar gibi, düşe kalka...

Bense tedavime devam edeceğim, kürlerden sonra alınacak tahlil sonuçları da önemli bu süreçte..
Hastalığımı çok nadir hatırlıyorum zaten, Umut öyle çok bağlıyorki beni hayata, bazen üzerine vazife hisseden  biri uzun uzuuuun "bizim bir rahmetli vardı "ile başlayan hikayelerini dağarcığından çıkarıp önüme dizi dizi sermediği müddetçe, aklıma bile gelmiyor. Düşündükçe beni dibe doğru çeken bir hastalığa dönmesine izin vermeyeceğim, oğlumla geçirebildiğim kadar çok zaman geçirmek için elimden gelen herşeyi yapacağım.
Okula gidişini göreceğim inşallah, önlüğünü giydirip okula götüreceğim yavrumu, ona anne sevgisini doyasıya olamasa da yeterince yaşatacak kadar ömrüm olsun diye dua ediyorum hep.
Boyalarımla, dantellerimle, ipliklerimle oyalayacağım kendimi yine, vakit buldukça hep yaptığım gibi işleyeceğim, boyayacağım, pişireceğim ve yeni yeni insanlar tanıyıp bildiklerimi nacizane öğretebileceğim küçük bir atölye açacağım, başka başka hikayeleri olan insanlar tanıyıp kendi hikayemi unutacağım..

Her renkte, her işlemede, her lezzette yeni bir hiakye çıkacak ortaya, oğlunu canı pahasına isteyen bir annenin basit ve güdüsel hikayesinden öteye, bambaşka bir hikaye olsun bundan sonrası, bir anne ve oğulun masalı olsun istiyorum, adı Umut olsun bu masalın, başka başka yerlerdeki umutsuz insanlara umut olsun bu masal...
Hayat da kısacık bir masal değil mi zaten, denizde kum gibi biz de karışıp gidiyoruz oğlumla bu akışa, gökten 3 elma düşsün, biri benim biri savaşçı oğlumun, diğeri de nerede umudu tükenmiş biri varsa onun başına düşsün...

Hiç yorum yok: